Karakter Boyutu A A A
Zir. Müh. Korkmaz MERT

Tarım Sektörü Büyüyor

24.01.2012


1960 yılları başında analistler dünya nüfusunun bu oranda artışına pareler olarak 2000 yıllarında Dünya genelinde kıtlık ve açlık olacağı öngörüsünde bulunmuşlardı. Korkulan tahmin olmadı. Teknolojik gelişmeden,Tarım'da nasibini aldı.  Tohumdaki ıslah çalışmaları,Biyoteknoloji ve Tarımsal mekanizasyondaki gelişmeye pareler olarak bugün 1960 yıllarındaki üretimin 5 mislini yakaladı. Ancak dünyadaki hızlı dolaşım hiç tanınmayan ürünü bile dünyanın dört bir yanında tanınır ve tüketilir hale getirdi. Bunca üretimin artmasına rağmen bazı ülkelerdeki kendine yetersizliğin baş nedeni tüketim alışkanlığının değişmesi. Bundan 10-15 yıl öncesi sadece mevsiminde tüketilen sebze ve meyve artık dört mevsim soframızda bulunur ve talep edilir oldu.    
On yıl önce 20 milyar dolar civarında olan Tarımsal üretim değeri, 2011 yılı sonu itibari ile ülkemiz 62 milyar dolarlık tarımsal üretimle Dünyanın yedinci büyük üreticisi konumuna geldi. Yine ayni yıl sonu itibari ile yaklaşık yüzde beşlik bir tarımsal büyüme gerçekleştirdi. Bu büyüme dünya ortalamasının çok üzerinde bir büyüme.    
Bazı okuyucularımız bu ifadelerimizi yadırgayıp Türkiye’nin Tarımsal ürün ithal ettiğini ve kendi kendine yetemez konuma geldiğini söyleyebilir. Teorik olarak doğru gibi görünse de reel olarak yanlış bir düşünce. Zira Türkiye her zaman için kendi kendine yeter bir konumundadır. Yılsonu itibarıyla Tarımsal ürün ihracatımız ithalatımızdan 3 milyar dolar civarında fazladır. Örneğin Türkiye Buğday dışarıdan alıyor. Ancak bu kendi yetiştirdiğinin kendisine yetmediğinden kaynaklanmıyor. Buğdayı hammadde olarak alan Türkiye Dışarıya Mamul olarak Makarna ve un olarak satıyor. Bugün Türkiye Makarnada Dünya ikincisi Un satışında Dünya üçüncüsü konumuna gelmiştir. İleriki yıllarda Tarımsal mekanizasyonun, sertifikalı ve hibrit tohumun yaygınlaşması ve arazilerin toplulaştırılmasının da  yaygınlaşması ile Tarımsal ürünlerin ithalat ve ihracat dengesinin İhracatımızın lehine makas ağzı açılarak devam edecektir.
Tüm bu gelişmenin yanında Tarımsal alandaki büyümenin sürdürüle birliğinin sağlanması bana göre “ Tarımsal ürünlerde tasarruftan geçiyor”   Bazı Ekonomisiler “ Kıt kaynakların sonsuz ihtiyaca bölünmesine ekonomi “ derler. Tarımsal üretim kaynakları kıt, ancak ihtiyaçlarımız ve arzularımız sonsuz.   Kullanılan arazilerin kullanımında, üretilen tarımsal ürünlerin tüketiminde tasarruf etmesini en verimli kullanımının öğretilmesinin ilköğretimde başlanılması gerekiyor. Maalesef bugün ülkemizde üretilen ürünlerin yaklaşık yüzde yirmi beşi tarladan sofraya gelene kadar zayi oluyor. Bunun ekonomik bedeli bir yıllık Tarımsal ürün ihracatımız olan 15 milyar dolara denk. Her yıl bu zayiatın bir puan düşürülmesi 1 milyon insanın doyması demek.
 
Özellikle Milli Eğitim Bakanlığının bu konuyu ciddi olarak ele almaları gerekiyor. Gıda üretim ve tüketim bilincinin ilköğretimde başlatılması gerekiyor. Tarım ve gıdanın önemi her geçen gün daha da artıyor. Dünyaya yön verenlerin ortak görüşü geleceğin en stratejik sektörünün tarım ve gıda olacağı yönünde. Önümüzdeki yıllarda hem kendi insanımızı hem artan dünya nüfusunun beslenmesinde ciddi sıkıntıların olacağı kaçınılmaz gözüküyor. Sıkıntı kapıya dayanmadan tasarruf bilincinin yerleştirilmesi, üreten bir nesil yetiştirilmesi gerekiyor.
 
İstanbulda Tarım Fuarı
Gecen ay İstanbul' da bir Tarım Fuarına gittim. Aslında son iki yıldır Tarım fuarlarına gitmiyordum. Sebebi hep ayni eksiklikler ve ayni firmaların gelmesi. Ancak bir dostumun fuarda dikey bahçe yapımı bir firmaya danışmanlık yapmasından onun ısrarı üzerine katıldım. İyi ki katılmışım. Bendeki olumsuz Fuar intibahını sildi. Bu sene daha çok katılımcı olmasına rağmen daha organize her şey yerli yerinde ve inanılmaz bir ilgi vardı. 
Ancak buraya kadar güzel olan düşüncemi firmaların sahiplerinin ekser kısmının Ziraat veya Peyzaj eğitimini almamış kişilerden oluşu bozdu. İşletme Fakültesi mezunu bir bayanın Dikey Bahçe yapımı işine girmesi ve işi de kısa zamanda mükemmel hale getirmesi beni kıskandırdı. İş yok yok diye ve sızlayan diplomalı işsizlere ders niteliğinde olan bu başarıyı tebrik ettim.

336 defa okundu...
MUHARREM BAYRAKTAR       davet
Korkmaz bey, ben Meltem tv haber müdürü muharrem bayraktarSizi bir programımıza davet etmek istiyorum. Arar mısınız?Muharrem Bayraktar
Korkmaz MERT       Tarımsal Faaliyetin İşletme Bazında olması Lazım
Sayın Meslektaşım Elif Hanım Sıkıntılarınızı ve Karşılaştığınız problemleri Tarım Teşkilatında İdarecilik yapmış birisi olarak fazlası ile anlıyorum. 1000 Köye 1000 Tarım danışmanı projesine başından beri karşıyım. Yanlış bir proje idi ve maalesef emek kaybından başka da bir işe yaramadı. İstisnalar olabilir. Ama Ülke genelinde hiç bir işe yaramadı. Yeni okuldan mezun bir kişiyi bilgi birikimi ve yetiştiricilik deneyimi hiç olmadan köye göndermek ne kadar doğru idi hep beraber gördük. Neyse; asıl konumuz Ülkemizin konumu ve sahip olduğu imkânlar Yukarıdaki saydığımız metotların kullanılması neticesinde bu topraklar üzerinde hiç bir zaman gıda sıkıntısı olmaz. Tarım da artık parçalı arazi kullanımından vaz geçilerek, işletme bazlı ve büyük ölçekli hale dönüştürülmesi gerekliliği üzerinde kafa yormamız lazım. Gidişat da buna doğru. İnşallah ileriki yıllar bugünümüzden daha iyi olacak kanaatindeyim. Son sözüm Yeni mezun olan meslektaşlarım Devlet kapısından iş alacağım diye yetişmesinler. Donanımlı olarak ve mümkün mertebe Ziraatın her alanında çalışabilecek donanımda kendini hazırlamaları gerekir. Saygılarımızla...
elif yılmaz       mağdur ziraat mühendisleri
Tar-gel projesi çerçevesinde her köye bir ziraat mühendisi atan.ması proğramında son birkaç yıldır ziraat mühendisleri istihdam edilmekte bu durum binlerce işsiz ziraat mühendisi tarafından sevinçle karşılanmakta ve takdir edilmektedir.Bu proje çerçevesinde milyonlarca lira harcanarak kurulan ve ülkemizin göz bebeği olan ziraat fakültelerinden mezun olan mühendisler ülkemizin dört bir yanına dağılarak köylümüzü bilinçlendirmek için gece gündüz demeden çalışmaktadır.Bu duruma paralel olarak son yıllarda tarımda yaşanan kısır döngü atlatılmış ülkemiz ithal eden değil ihraç eden ülke konumuna yükseltilmiştir.Üretimin arttırılması ve ülkemizin dünya ülkeleri arasında saygın lığının arttırılması “yardım alan değil yardım eden ülke” konumuna yükseltilmesi şüpesiz tüm ziraat mühendislerinin birinci önceliği ve idealidir… Ülkemiz tarımının geliştirilmesi için tarımsal sorunların tespit edilmesi ve bu sorunların ortadan kaldırılması gerektiği herkezce malumdur.Devletimiz yıllardır bu sorunlarla boğuşmakta çiftçilerimizin dertlerini kendi ağızlarından dinlemekte ve onlara hertürlü imkanı sağlamaya çalışmaktadır.Düşük faizle kredi olanağı sunmakta ,mazot yardımı vs…yapmakta,tarlasında ektiği bitkilere görede belirli miktarlarda ücretler ödemektedir…Ancak bunlar dağın görünen yüzüdür.. Ül kemiz tarımının en önemli sorunları bütün bilim çevrelerince kabul edilmiş ve onlarca makaledede bilim adamlarımız tarafından dile getirilmiştir..bunları önem derecesine görebirkaç madde olarak sıralayacak olursak: 1-Köylümüzün yeterince eğitilememiş olması (bilinçsiz tarım yapılması) 2-Tarımda yeterince makineleşmeye gidilememesi . 3-Tarım arazilerinin ülkemizin su kaynaklarına rağmen yeterince sulanamaması veya bilinçsiz sulama yapılması.. Devletimiz tarımda makineleşme sorunuyla başedebilmek için sıfır faizli tarımsal mekanizasyon kredileri sağlamaktadır ancak çiftçimiz kredi kullanarak almış olduğu tarım makineleri ya verimli bi şekilde kullanamamakta yada bilinçsiz kullanım yüzünden aldığı makinaları bir kaç yıl sonra kullanılamaz hale getirmektedir.Bunun sonucu olarak aldığı krediyi geri ödeyememekte ve devletimizi milyonlarca lira zarara uğratmaktadır..Bu noktada çiftçiye rehber olacak ziraat mühendisinin tarım makineleri veya tarımsal mekanizasyon mezunu olması zorunludur… Diğer bir tarımsal sorun ise sulama alanında yaşanan sorunlardır devletimiz yine bu sorunlada baş edebilmek için milyonlarca lira harcamaktadır ama maalesef harcadığı paranın çok azınının geri dönüşümü olmaktadır..Devletimiz %50 si hibe olan bireysel sulama sistemleri desteklemesi yapmakta ancak çiftçimize proje yapacak ziraat mühendisi bulunmamaktadır..Devletimiz milyonlarca lira harcayarak toplu basınçlı sulama sistemleri kurmaktadır..ancak çiftçimizde gözlemlenen eğitimsizlik ve yanlış sulama sonucu projeler amacına çok az ulaşabilmekte ve devletimizin milyonlar harcadığı toplu basınçlı sulama sistemleri bilinçsiz kullanım yüzünden tahrip edilmekte ve devletimiz mlyonlarca lira zarara uğratılmaktadır..Bu noktada çiftçiye rehber olabilecek ziraat mühendisinin tarımsal yapılar ve sulama veya tarım teknolojileri mezunu olması gerektiği aşikardır. Bizler tarımsal yapılar ve sulama,tarım teknolojileri ,tarım makineleri tarımsal mekanizasyon mezunları olarak tar-gel projesi çerçevesinde ziraat mühendisi istihdamı yapılırken bu sorunların göz önğünde bulundurulması nı ve diğer bölümlerin neredeyse dokuzda biri oranında alınan 4853 nitelik kodlu mühendis istihdamının arttırılmasını istiyoruz bir başka önemli noktaysa diğer bölümlere sağlanan kadrolarda bizim tercih yapma hakkımız bulunmazken zaten sınırlı olan kadrolarımızın tercih kılavuzunda ortak alan (genel ziraat) olarak gösterilmesidir …Bu sorunların tercihlerden önce giderilmesi tek temennimizdir Saygılarımızla 4853 nitelik kodlu ziraat mühendisleri…
ANKET Diğer Anketler
2B Arazilerinin satışı ile ilgili ne düşünüyor sunuz?
Bu konuda fikrim yok
Yanlış bir karar oldu
Doğru bir karar oldu
» Tüm yazarları göster
Çok okunanlar Çok yorumlananlar
» İhracat yapmadığımız tek ülke
» Yeşil kabuklu yumurta
» Tarım nostaljisi sergisi
» Bu yaz tırtıllara dikkat!
» Hal yasası yazılıma takıldı
» İkinci bir dünya aranıyor!
» Patatesi devlet alsın
» Hindi Yetiştirme
» Tüm yazarları göster ALINTI YAZILAR  
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları sakldır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
TARIM HABERLERİ - ÇEVRE HABERLERİ - YAŞAM HABERLER
Telefon: 0332 342 50 78
Eposta: bilgi@tarimsektor.com