''PAÜ Jojoba Adaptasyon Merkezi'' adı verilen üretim merkezinde, jojoba tohumları bir ay önce toprağa ekildi.
Proje Yürütücüsü ve Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Yeşim Kara, Amerika kıtası bitkisi olan jojoba için kurulan üretim merkezinde, 3 hafta sonra ürün almayı hedeflediklerini dile getirdi.
Toprak seçiciliği olmayan bitkinin her türlü toprakta yetişebildiğini belirten Kara, bu nedenle tarımsal üretimde bir alternatif ürün olabileceğini söyledi.
Kara, merkezi sayesinde, biyoteknolojik olarak da
değerlendirilecek olan bitkinin tohum maliyetlerinin de düşürülmesinin
planlandığını ifade ederek, şöyle konuştu:
''Ege Bölgesi'nde
Denizli'de kurulacak mikroklimatik merkezlerde, çeşitli yöntemlerle
jojoba yetiştiriciliği yapılacak. Bu projenin PAÜ'de gerçekleştirilmesi
halinde, yüzyılın bitkisi olarak kabul edilen bitkinin tohum ıslahı
çalışmaları Ege Bölgesinde ilk kez Pamukkale Üniversitesi tarafından
yapılacak. Gerek jojoba bitki üretim tekniğinde, gerekse sera
şartlarındaki çalışmalarda yeterli bilgi birikimine sahibiz. Projede
yardımcı araştırmacı görevini yapacak olan Prof. Dr. Ramazan Mammadov,
antioksidan ve yağ içeriği üzerinden çalışmalar yapacak.''
Çiftçilere
alternatif ürün imkanı verecek
Ege Bölgesi'nde tohum ve fide üretme merkezi olmadığından, Denizli'de tarımsal üretme teknikleri uygulanamadığını anlatan Kara, ''Biz, yapmaya başladığımız fide üretim tekniğiyle çiftçimize artık bu olanağı da sağlamayı amaçlıyoruz. Bu ürün, çiftçilerimize alternatif ürün ekme imkanı da sağlayacak'' diye konuştu.
Genel tohum ekimi
yöntemiyle jojoba bitkisi yetiştireceklerini ifade eden Karaca,
bitkiden elde edilecek yağ ile sanayi yağı konusunda dışa bağımlılıktan
kurtulma olanağı sağlayacağını, uzun yıllar bozulmama özelliğiyle de
Türkiye'ye büyük ekonomik katkı sağlayacağını belirtti.
Kara, Jojoba
bitkisinin toprak seçiciliği olmadığına dikkati çekerek, kırsal
kesimdeki iş gücünün değerlendirilmesi sonucunda jojoba üretiminden
elde edilecek yüksek kazanç ile kırsal kalkınmaya önemli düzeyde katkı
sağlayacağını söyledi.
Bitkinin, 25 metreye kadar inen kökleriyle
de erozyonu ve çölleşmeyi önleyeceğini vurgulayan Kara, "Jojoba
bitkisi, diğer bitkilerin yetişmediği kurak, çorak, verimsiz ve eğimli
topraklarda yetişebilmektedir. Düşük sıcaklık sorunu olmayan ekolojik
ortamlarda, aynı zamanda mükemmel ağaçlandırma ve erozyon önleyici bir
bitki özelliği taşımaktadır'' diye konuştu.
Sağlık
sorunlarına da iyi geliyor
Kara, hiçbir özel bakımı olmayan bu bitkiden elde edilen yağın yemeklik olarak da kullanılabileceği gibi, kanser, böbrek bozuklukları, saç dökülmesi gibi sağlık sorunlarının tedavisinde de kullanıldığını ifade ederek, ülke ekonomisine kozmetik, ilaç, tank yakıtı ve daha birçok alanda kullanılarak anlamlı bir katkı sağlayacağını ileri sürdü.
Jojoba bitkisinin üretiminin bugün İsral'in elinde olduğuna dikkati çeken Kara, Hindistan ile yağ ihracı yapan bu ülkenin tohumlarını hiçbir dış ülkeye satmadığını, dünyadaki mevcut üretiminin 2 bin ton olduğunu, ancak bu rakamın mevcut talebi karşılayamadığını, bu nedenle yeni üretim merkezlerine ve dikim alanlarına ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.
Kara, jojoba bitkisinin üretim aşamasını tamamladıktan sonra, TÜBİTAK projesi hazırlayarak, bu bitkiden biyodizel tank yakıtı üretmeyi planladıklarını ifade ederek, ''Bu bitkinin yağı, ağır sanayinin birçok kollarında kullanılabilmektedir. Biyodizel tank yakıtı en maliyetli yakıtlardan biridir. Biz, jojobadan biyodizel tank yakıtı üreterek, bu alanda ülkemize katkı sağlamayı istiyoruz'' dedi.















