Ebegümeci
(Hubbaz / Malva silvestris / Feuille de mauve / Mallow) Çiçekleri sifali olan, yaprakları da sebze olarak yenilen, kendi kendine yetişen bir ottur. 20-70 cm boyundadir. yaprakları sarmaldir. Mayis-Agustos ayları arasında çiçek açar. Yaprak ve çiçeklerinde fazla miktarda "müsilaj" vardır. Yaprak ve çiçekleri taze iken kullanılır.
Kullanıldığı yerler: Gögsü yumusatir, öksürügü keser. Mide ve barsaklarin düzenli çalismasini sağlar, kabızlığı giderir. ateşi düşürüp, vücuda rahatlik verir. Bogaz ve bademcik iltihablarini giderir. Lapasi, çibanrlarin olgunlasmasini sağlar. Burun kanamasini durdurur. Dis eti hastaliklarini tedavi eder, mide ağrısini keser.
Funda
(Süpürgeotu / Erika / Bruyére / Heath / Erica / Galluna vulgaris / Buruyere ) Fundagiller familyasindan, alçak boylu, yaprak dökmeyen 500 kadar çali türünün ortak adi. Türlerinin bâzilari süs bitkisi olarak kullanıldığı halde, bâzilari da orman alti zararli florasindandir. Gök funda (Erica cinerea) adli türü, evcil hayvanlar için altlik olarak kullanılır. 1-3 m boyunda, beyaz renkli güzel kokulu çiçekleri vardır. Erica scoporia isimli özel bir tür olan funda, yeşilimsi çiçeklidir. 2-3 m boylu olup, süpürge yapiminda kullanılır. Türkiye’de yetiştiği yerler: Trakya, Marmara ile Anadolu’nun hemen bütün sâhil bölgelerinde yetişir.
Kullanıldığı yerler: Bâzi türlerinin dallari ipek böcekçiliginde aski olarak kullanılır. Cezayir’de yetişen bir türünün köklerinden dünyâca meşhur “Bruyere” pipolari yapılır. Dallari çali süpürgesi yapiminda, ayrica yakacak olarak kullanılır. Ihtivâ ettigi “ericolin” isimli bir glikozit maddesi, idrar yollari taslarina karsi idrar söktürücü olarak, sulu hülâsâ halinde kullanılır. Funda ayrica, ishal ve böbrek taslari tedavisinde kullanılır. Zeytinyaği ile hazirlanan merhemi çiban ve egzamada faydalıdır. zayıflamak için de kullanıldığı bilinmektedir.
Frenküzümü
(Stachelbeere / Groseille / Currant / Ribes rubrum / Currant / Groseille) çoğunlugu kisin yaprağıni döken, bâzilari da her zaman yeşilligini muhafaza eden bodur çalilardir. Kökleri saçak şeklinde olup, fazla derine inmezler. Dallari zayıftir. Her sene dipten yeni sürgünler meydana getirir. Meyveleri küçük salkımlar hâlindedir. salkımlar üzerinde tâneler yuvarlak ve çok parlak renklidir. Kabuk yari saydam oldugundan, tânenin içerisindeki çekirdek fark olunabilir. Meyveler mayhos ve tatlidir. Frenküzümü mahsûlünü dâima genç sürgünler üzerinde verir (budamada bu hususa dikkat etmelidir). yaprakları el biçimindedir. Frenküzümü en iyi şekilde mutedil iklimlerde yetişir. Fazla rutûbetli ve fazla kuru toprakları sevmez. Ilkbaharda erken uyandiklari için, dikimi sonbaharda yapmak iyi netice verir. Bahçe zirâatinda frenküzümü, 1,20x1,40 m aralık ve mesâfeyle dikilmelidir. Budanmayan frenk üzümleri iyi mahsul vermezler. Onun için yasli dallari budanir. Genç sürgünleri yerlerinde birakarak iyi bir aralama yapmak gerekir. Köklerden süren piçleri kesip atmali, ortada olanlarindan bir veya iki tânesini birakmalidir. Birakilan bu sürgünler fidani gençlestirir. Baslica dört çesit taninmis frenküzümü vardır:
1) Küçük kırmızı frenküzümü,
2) Büyük kırmızı frenküzümü,
3) Siyah frenküzümü,
4) sarı frenküzümü.
Bunlardan en makbulü büyük tâneli kırmızı frenküzümüdür. Bu üzüm çesidi tesirlidir ve suyu çoktur. Surup yapmaya elverislidir. Frenküzümlerini iyice olgunlastirdiktan sonra toplamalidir.
Türkiye'de yetiştiği yerler: Hemen hemen bütün bölgelerde.
Kullanıldığı yerler: iştah açar, hazmı kolaylaştırır. Idrar söktürür. Vücüda rahatlik verir. Böbreklerdeki taslarin düşürülmesine yardimci olur. Karinda toplanan suyu söker. Karaciğer sisligini indirir. Surubu çok besleyicidir.
Frenk maydanozu
(Caerefolium / Chervil / Carfeuil) Maydanozgillerden, itirli bir bitkidir. Birçok çesidi vardır. Kullanıldığı yerler: Idrar ve aybasi kani söktürür. Basur memelerinin verdigi sikayetleri giderir. Suyuyla kirpiklere kompres yapılırsa, uzamalarini sağlar.
Filiskin
(Yarpuz / Mentha pulegium) Akdeniz bölgesinde yetişen, üzeri tüylü, 10-15 cm boyunda kuvvetli kokusu olan bir bitkidir. yaprakları kisa saplı olup, oval şeklindedir. Çiçekleri morumsu pembedir. Terkibinde uçucu yağ (Pulegon) vardır. Kullanıldığı yerler: Mide ağrılarini keser. Kusma ve bulantiyi önler. iktidarsızlığı giderir. Vücudun dinç kalmasini sağlar.
Fındık
(Haselnuss / Noisetier / Hazel-tree / Corylus avellana / Cobnut / Noisetier) Kuzey yarımkürenin iliman bölgelerinde yetişen, çalimsi veya alçak boylu, tek evcikli, erkek ve dişi çiçek ayri agaçta, ayri yerlerde olan bitkiler. Findigin erkek çiçekleri tirtilsidir. dişi çiçekler ayri agaçta ve tomurcuk hâlinde küçüktür. Genel olarak çiçekler yapraklardan önce açarlar. yaprakları yuvarlak, oval veya yürek biçiminde, tüylü, yaprak kenarlari dişlidir. dişi çiçeklerin çanak yapraklarından olgunlasan findiklarin toplanmasi temmuz ve agustos aylarındadir. Findik agaci türlere bagli olarak çali formunda oldugu gibi, 15-20 m’ye kadar da boylanir. Kültür çesitlerinin çoğu 3-4 m boyundadirlar. Bununla beraber bazi memleketlerdeki tek gövdeli agaç şeklinde yetiştirilir. Findiklar, meyvelerin iriliklerine ve şekillerine göre isimlendirilir. Yurdumuzda yetiştirilen baslica kültür çesitleri; tombul findik, sivri findik, badem findik, kan findigi ve fosa findigidir.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Dogu Karadeniz bölgesi (Ordu, Trabzon, Giresun); Zonguldak, Bolu.
Kullanıldığı yerler: Iç findigin bilesiminde ortalama olarak % 4’ü su, % 65,4’ü yağ, % 15,6 protein, % 2,6 selüloz, % 0,98 azotsuz ekstrak maddeler ve % 1,55 kül vardır.yağ ve proteinler bakımından önemli bir besin maddesidir. Findik, vitamin bakımından da iyi bir kaynaktir. En fazla Bvitamini bulunur. 100 gram iç findikta 0,54 mg B vitamini, ayrica az miktarda A ve C vitaminleri de vardır. Külünde % 0,29 Ca, %35 P ve % 0,0041 Fe bulunur. Zengin bir besin maddesi olan findigin 1000 grami 725 kalori sağlar. Bu özellikleriyle findik, bedeni ve zihni yorgunluklari giderir. Vücuda kuvvet verir. Hamilelik ve variste de tavsiye edilir.
Findik yaği: Böbrek ağrılarini giderir. Kum ve tas düşürülmesine yardimci olur. Barsak solucanlarini düşürür. Mideleri rahatsiz olanlar, damar sertligi olanlar veya yüksek tansiyondan sikayet edenler, çok az yemelidir
Fesleğen
(Basilienkraut / Basilic / Sweetbasil / Reyhanotu / Ocimum basilicum ) Haziran-eylül ayları arasında, pembemsi veya sarımsı-beyaz renkli çiçekler açan, 20-40 cm yükşekliginde, çok senelik, kuvvetli kokulu, otsu bir bitkidir. Reyhan otu olarak da bilinir. vatanı Iran ve Hindistan’dir. Gövdeleri dik, tüysüz veya hafifçe tüylü, çok dallı ve yapraklidir.Yapraklar karsilikli ve uzunca saplı olup, hos kokuludur. Çiçekler üst yaprakların koltugunda ekseriya 6 çiçekli durumlar hâlinde toplanmistir.Çanak ve taç yaprakları tüp şeklinde ve 2 dudaklidir.Meyveleri oval şekilli, küçük ve parlak siyah renklidir. Türkiye’de yetiştiği yerler: Yerli değildir. Süs bitkisi olarak yetiştirilir.
Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısımlari, tâze çiçekli dallari ve tohumlarıdir. Uçucu yağ tasimaktadır. Bu yağ içinde estragol,linalol, cineol ve pinen vardır. Feslegen midevî, yatıştırıcı ve barsaklarda gaz teşekkülüne mâni olucu özelliklerinden dolayi % 1-2 lik çay hâlinde kullanılır. Uçucu yağda da ayni hassalar vardır.Idrar yollari hastaliklarina karsi tesirlidir. tohumlarından öksürük kesici olarak istifade edilir. Baharat olarak salata ve çorbalarda kullanılır. Ete, baliga ve sosise konur. Süte ve hardala karistirilir.Anadolu’da aroma vermesi için pekmez yapılırken içine konulur. Uçucu yaği parfümeride de kullanılır. Ayrica öksürügü kesici, hazimsizligi ve bas dönmeleri giderici özelligi de bilinir. ari sokmalarina karsi da faydalıdır.
Greyfurt: (vatanı Çin ve Hindistan olan, fakat bugün birçok çesit ve kültür formlariyla bütün subtropikal memleketlerde yetiştirilen, yaprak dökmeyen, uçucu yağ tasiyan küçük agaçlar. yaprakları derimsidir.Çiçekler, beyazimsi renkli, meyveleri büyük, toparlak yassi, açik sarı renkli, ince kabuklu, bol usârelidir.Meyvelerinin çekirdekli ve çekirdeksiz cinsleri bulunur. Meyve dilimlerinin kabukları soyulunca acilik kalmaz, rahatlikla yenebilir.Kizmemesi veya altintop gibi isimlerle de taninir.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Güney, Güneybati, kuzeydoğu Anadolu’da yetiştirilir.
Kullanıldığı yerler: C vitamini bakımından zengindir. Meyve kabuklarından marmelat yapılır. Karaciğerin normal çalismasini sağlar. hazmı kolaylaştırır. Vücudda biriken suyu ve zehirli atiklari atar. Kani temizler. Bedeni ve zihni yorgunluklari giderir. Akciger ve gögüs hastaliklarinda faydalıdır.
Gül:
(Rosa / Damaszener Rose / Hundsrose / Rose / Damask rose / Dorgrose herbrose / Rosaceae / Rosier) Mayis-haziran ayları arasında, pembe, beyazimsi, sarı, kırmızı renkli çiçekler açan, güzel kokulu çok senelik, çalimsi ve dikenli bir bitki. Gövdeleri silindir biçimli, yeşilimsi, esmer renkli, çok dallı ve dallar sik dikenlidir. Dikenlerin uçlari kivrik ve genellikle kırmızı renktedir. Yapraklar saplı ve kulakçikli, 5-7 yaprakçiklidir. Çiçekler dallarında tek tek veya kümeler hâlinde bulunur. Çanak yaprakları 5 parçalı, taç yaprakları ise çok parçalıdır. Deniz seviyesinden îtibâren, 3500 m yükşeklige kadar, kâfi derecede rutûbetli ve geçirgen topraklarda yetişir. Türkiye’de yabânî olarak yetişen 23 türü bulunmaktadır. Çok eski bir kültür bitkisidir. Mensei kesin olarak bilinmemekle birlikte, çoğu gül çesitlerinin menseinin Asya’nin mutedil bölgeleri oldugu kabul edilmektedir.
Çiçeklerine göre: yalın kanat, yarım katmerli ve katmerli güller.
Boylarina göre: Bodur, yüksek ve sarılıcı güller.
Çiçeklenme zamanina göre: Yilda bir çiçek açanlar, yilda birden fazla çiçek açanlar ve yediveren güller diye siniflandirilmaktadırlar.
Isparta gülü (Rosa damascena): Çok eski bir kültür bitkisi oldugu için mensei belli değildir. Halen Isparta çevresinde bol miktarda yetiştirilmektedir.
Isparta veya yağ gülü, Isparta çevresinde, 1,5-2 m aralıkla siralar hâlinde ekilmektedir. Üretilmesi çelikle yapılır. Çelikler de kasim ve aralık aylarında ekilir. Ürün ikinci yildan îtibâren alinmaya baslar. Üçüncü ve dördüncü yaslarda verim en fazladir. Daha sonra bu yasli güller kesilerek gençlestirme yoluna gidilir. Gül bahçelerinden gençlestirme sûretiyle 15-20 sene faydalanilabilir.
Yabânî gül (Rosa canina): Memleketimizde oldukça yaygin bir gül çesididir. 2-3 m yükşekliginde, pembe veya beyaz çiçekli bir agaççiktir. Meyveleri parlak kırmızı renktedir. Bu gülün olgun meyvelerini saran, baslangiçta agizi dar bir bardak şeklinde olan çiçek ekseni, çiçek tablasi olgunlasinca etlenip, kırmızı bir renk alir. Bu meyvelere “kusburnu” adi verilir. Bilesiminde tanen, pektin, vitamin C, şekerler ve organik asitler vardır. kabız edici, idrar söktürücü olarak, böbrek ve safra taslarina karsi, C vitamini yönünden zengin oldugu için de bâzi bölgelerde marmelât yapiminda kullanılır.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Anadolu ve Trakya.
kullanılan kısımlari: Gülün kullanılan kısımlari çiçegi, çiçeklerinden elde edilen gülyaği ve gülsuyudur. Çiçekler sabahin erken saatlerinden günes dogmadan toplanip gölgede kurutulur. Su buhari ile distilasyona tâbi tutulur. Elde edilen kismin üst tarafinda gül yaği toplanir. Alttaki sulu kısım ise gül suyunu teşkil eder. Genellikle 3000-3500 kg çiçekten, 1 kg gülyaği, 500 kg gül suyu elde edilmektedir.
Kullanıldığı yerler: Gül çiçeğinin taç yapraklarında uçucu yağ, tanen, gallik asit, kuarsitrin, siyanin, şeker ve mum vardır. Gülyaği tibbî bir tesire sâhib olmamakla berâber, bilhassa parfümeri ve kozmetik sanâyiinde bâzi pomatlar ile galenik preparatlarin kokusunu degistirmede çok kullanılır. Antiseptik (mikrop öldürücü) etkisi vardır. Bogaz ve bademcik iltihaplarıni giderir. Göz kanlanmalari ve göz nezlesinde etkilidir. Dâhilen ise hafif müshil etkilidir. Gülsuyu, gül reçelleri halk arasında yaygin olarak kullanılır.
Gülhatmi:
(Althaea rosa / Hubbaze) Ebegümecigillerden, yaprakları genis ve yuvarlak, çiçekleri büyük ve türlü renklerde olan bir süs bitkisidir.
Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Vücuda rahatlik verir. Nezle ve öksürükten kaynaklanan sikayetleri giderir. Bogaz, bademcik ve dis eti iltihaplarında kullanılır. Barsak iltihaplarında etkilidir.
Günlük:
(Buhur / Boswellia / Styrax / Frankincense / Encens /) Tropik bölgelerde yetişen "Sigala (Amber) Agaci"ndan elde edilen yağdir. Sigala yağinin mart ayindan itibaren sekiz ay süre ile üretimi yapılmaktadır. Bu yağ agacin salgi hücrelerinde meydana gelir. Salgi hücreleri bitkide tabii olarak fakat az miktarda bulunmaktadır. Agaçlarda yaralama sonucu balsam meydana gelir ve bu yaralama sirasinda salgi hücrelerinin sayisi da artar. Yaralama kepçe gibi biçaklarla yapılmaktadır. Yara yeri 15-20 günde bir derinlestirilmektedir. 3-4 yaralamadan sonra balsam teşekkül eder. Agacin kabuk kismi, odun kismina kadar siyrilmak süretiyle balsam toplanir. Bir kazanda yarım ile bir saat kaynatilir. Böylece kabuklardan ayrilan balsam, dibe çöker, kabuklar suyun üzerinde kalir. Bu kabuklar yabalarla alinarak bir preste sikilir ve akan balsam ile su havuzlarda toplanir. Bir süre dinlendirilince, balsamin bir kismi dipte, bir kismi suyun üstünde olmak üzere toplanarak sudan ayrilir. Kazanin dibinde kalan balsam ile havuzlarda biriken balsam birlestirilir. Kalan yongalar kurutulduktan sonra “buhur” veya “günlük” adi altında satilmaktadır.
Kullanıldığı yerler: Nefes darligini giderir. Tütsü olarük kullanılır.Güvercinkökü: (Jatrorrhiza palmata / Racine de colombo) "Jatrorrhiza palmata" Adli bitkinin köküdür. Terkibinde "kolombin" ve "Barberin" denilen maddeler vardır. tadı acidir.
Kullanıldığı yerler: Ishali keser. iştahi açar. Mideyi kuvvetlendirir. Fazla kullanıldığı takdirde, mide ve barsaklara zarar verir.
Güveyfeneri:
(Gelinfeneri / Fenerçiçegi / Gelinotu / Askelmasi / Kis kirazi / Physalis alkakengi / Winter cherry / Lanterne) Patlicangillerden, kireçli topraklarda yetişen bir çesit bitkidir. Çiçekleri pembe-beyaz renklerdedir. Yemisleri kiraz ya da küçük domateşlere benzer. C vitamini içerir. Lezzeti acimtiraktir. Meyveleri Eylül-Ekim aylarında toplanip kurutulur.
Kullanıldığı yerler: Idarar ve ter söktürür. Karinda toplanan suyu bosaltir. Böbrek taslarının düşürülmesine yardimci olur. sarılikta da faydalıdır
Güzelavratotu:
(Belladon / Atropa belladonna / Deadly nightshade) Patlicangillerden, kireçli topraklarda yetişen 180 cm kadar boyunda birkaç sene yasayan nahos kokulu bir bitkidir. Meyveleri kiraz gibi yuvarlak ve siyah renktedir. Çiçekleri boru şeklinde, koyu kırmızımsi veya sarımtiraktir. Terkibinde bir çesit zehir olan "Atropin" vardır. Sadece tibbi maksatla kullanılır. Bir hekim tavsiyesi olmadan kesinlikle kullanilmamalidir.
Kullanıldığı yerler: ağrı kesici ilaç yapiminda kullanılır. Ayrica, mide, barsak, astim, kalp, sinir ve beyin hastaliklarının tedavisi için yapilan ilaçlarda du kullanilmaktadır.
Haşhaş:
(Schlafmohn / Poppy / Papaver / Papaveraceae / Papaver somniferum glabrum / Oplum poppy) Yüzyillardan beri ekilmekte olan bir kültür bitkisidir. Hashas ziraatinin ilk defa nerede baslamis oldugu kesin olarak belli değildir. Bâzi yazarlara göre Akdeniz havzasi, Anadolu ve Mezopotamya’dir. Türklerin eski anayurtlari olan Orta Asya’da hashas ziraatini yapmakta olduklari ve göçler ile bu kültürü etrafa yaydiklari düşünülmektedir. Etiler zamaninda Anadolu’da hashas ekimi yapildigi arkeolojik kazilarla ortaya çikmistir. Anadolu birçok cografik ve ekolojik hashas gruplarının toplandigi bir yerdir. Bu sebeple Anadolu’da çok çesitli hashas gruplarina rastlanir. Memleketimizde yetiştirilen hashas iki alt türe ayrilmaktadır:
1) Papaver somniferum alt tür anatolicum (Körhashas): Bitki 50-120 cm boyunda, az veya orta dallı, kapsülleri büyük (5 cm çapli), kalın kabuklu, konik, yuvarlak, olgunlasinca delikleri açilmayan türdür.
Bu alt türün de beyaz ve mor çiçekli olan varyeteleri (çesit) vardır.
Varyete albescens (Akhashas):
Çiçekler saf beyaz, tohumlar beyaz veya devetüyü renklidir. Ekilmekte olan hashaşlarin % 60-70’ini bu varyete teşkil etmektedir. Bilhassa soft bölgede (Amasya, Tokat, Çorum, Malatya) ekilmektedir.
Varyete violascens (Karahashas, Gökhashas): Çiçekler açik veya koyu mor, tohumlar gri veya kahverengidir. Yukaridaki varyeteye göre daha az ve genellikle onunla birlikte ekilmektedir.
2) Papaver somniferum alttür spontaneum (Açikhashas):
Bitki 60-100 cm boyunda, kapsülleri küçük (2,5 cm çapli), çok ve nadiren orta dallı, ince kabuklu olup olgunlasinca kapsül meyvede delikler açilir. Bu alt türün de varyeteleri vardır. Ekimi körhashas alt türünün varyetelerine göre az olmakla beraber Bilecik, Kütahya, Usak, Afyon, Burdur, Isparta, Denizli ve hashas zirâati yapilan hemen her mintikada bulunur. Varyete violaceum’un çiçekleri açik mordan koyu mora kadar degisen renkli, dip kısımlari koyu mor renklidir. Tohumlar mavimsi-gri veya kahverengidir. Anadolu’da açik hashasin ençok rastlanan varyetesidir.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Anadolu.
Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısımlari ham meyvelerinin çizilmesi ile elde edilen afyon, kurutulmus ham meyveler, yapraklar, tohumları ve tohumlarından elde edilen yağidir. Hashas yaprağı elde edildigi alt türe ve gövdedeki yerine göre şekli az çok degisir. Bilhassa hâricen kullanılan bâzi merhemlerin bilesimine girer ve ağrı dindiricidir. Hashasbasi, hashasin olgunlasmasindan, sütlüyken toplanan ve kurutulan, tohumları çikarilan kapsül meyveleridir. Bilesiminde toplanma zamanina göre degisen afyon alkoloitleri vardır. Harici ağrı dindirici olarak, özellikle dis hekimliginde kullanılır. tohumlarınin yaği ise, tohumları sogukta tazyik edilmesi sûretiyle elde edilen yağdir. Sogukta elde edilen yağin bilesiminde asitler az, Sıcakta elde edilen yağin ise asitleri fazladir. Sogukta elde edilen yağ, bâzi merhemlerin bilesimine girer. Sıcakta elde edilen yağ, yemek yaği ve sanayide sabun yapiminda kullanılır. Içerdigi zehirli maddele dolayisiyla, hekim kontrolü ve tavsiyesi olmadan kesinlikle kullanilmamalidir.
Hatmi:
(Apothekerstockmalve / Guimauwe / Marshmallow / Althaea officinalis) Temmuz-agustos aylarında, pembemsi-beyaz renkli çiçekler açan, 50-150 cm yükşekliginde, çok senelik, otsu ve tibbî bir bitkidir. Sulak çayırlar ve dere kenarlarında bulunur. Gövdeleri dik ve tüylüdür. yaprakları saplı ve çok tüylüdür. Çiçekler, dalların ucundaki yaprakların koltugunda tek tek veya gruplar hâlinde bulunur.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Akdeniz bölgesi.
Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısımlari yaprakları, çiçekleri ve köküdür. yaprakları bitki çiçekliyken ve çiçekler tamâmen açmadan toplanir ve gölgede kurutulur. Kökler ise yasli bitkilerden sonbaharda alinir, kabukları soyularak gölgede kurutulur. Bütün bitki fazla miktarda müsilaj taşır. Bundan baska nisasta, sakkaroz, galaktoz, pektin, yağ, tanen ve asparagin taşır. Yaprak, çiçek veya kökleri haricen ve dahilen gögüs yumuşatıcı olarak kullanılır. Çiçekleri gölgede kurutulup çay gibi demlenince gögüsü yumusatir ve öksürüge iyi gelir. Dövülmüs hatmi taneleri vücuda sürülürse, sinek ve böcek isirmailarini önler.
Ayni şekilde kullanılan diger türler sunlardir:
Gül hatmi (Althaea rosea): 1-2 m yükşekliginde, beyaz, sarı-kırmızı ve siyahimsi- kırmızı renkli çok senelik bir bitkidir. Meyvelerinin üzeri tüylüdür. Süs bitkisi olarak yetiştirilir. Diger hatmi gibi kullanılır.
Killi hatmi (Althaeae hirsuta): 10-40 cm yükşekliginde, dik ve tüylü, eflatun renginde çiçekleri olan bir bitkidir. Tibbî hatmi gibi kullanılır.
Havlıcan:
(Galgant / Alpinia / Galingale / Alpinia officinarum) Bir çenekliler sinifinin Zencefilgiller familyasindan güzel çiçekli, itirli, çok yıllık, otsu bitkidir. Diger ismi galangal veya Çin zencefilidir. Toprak üstü saplari çok fazla dallanmış rizomlardan (kök saplarindan) çikar, ilâve saplari da olabilir. Bir metreden fazla yükşekligi vardır. kırmızı çizgili, çiçekleri beyaz yaprakları bulunur. Havlican çok cazip çiçeklerinin ve kokusunun güzelligi sebebiyle aranan bir bitkidir.
Kullanıldığı yerler: Kurutulmus rizomlari hamur islerinde kullanılır. Bu rizomlardan elde edilen yağ sarı sividir. Serinletici olup, kâfur benzeri kokuya sâhiptir. Kurutulmus rizomlari ve türevleri acimtrak aromalidir. Havlican kökü, mesrubatlarda, dondurma, şekerlemeler, tarım ürünleri, çikolata çesitlerinde kullanilabilir. Rizomlari ayrica zencefil gibi baharat olarak da kullanılır. Tibbî faydasinin çok oldugu bilinmektedir. Kaynatilan suyu bir miktar içilirse mîde ağrılarina, romatizma ve kulunca iyi gelir. Bel gevşekligi, çocuklarin yatagi kirletmesini önler. Balgam söktürür, tükürük ifrâzâtini arttirir. Agiz kokusunu giderir. Mafsal ağrılarina ve mîde eksimesine iyi gelir.
Havuç:
(Mohrrübe / Carotte / Carrot / Daucus corota ) Kökleri sebze olarak yenen iki yıllık bir kültür bitkisidir. Havucun vatanı Orta Avrupa’dir. Yabânî olarak Avrupa, Kuzey Afrika ve Asya’da rastlanir. Memleketimizde de rastlanmaktaysa da kültür havucu özelliginde değildir. Bitki 1-1,5 m kadar boylarında, az dallı, parçalı yapraklidir. Çiçekleri yazin açan küçük, beyazimsi renkli semsiye durumunda toplanmışlardır. Elverisli topraklarda ana kök bir metre kadar derine inebilmektedir. Havucun kazik şeklindeki etli kökleri kültür sâyesinde meydana gelmistir. Havucun açik sarı-turuncu renkteki dis kismi kabuk kismidir. Kök meyveleri farklı türleri sebebiyle çesitli şekil ve büyüklüktedir. Koyu sarımsı-turuncu renkte olan iç kismi odun dokusuna tekâbül etmekle birlikte genellikle parankimatik hücrelerden yapilmistir.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Dogu Anadolu hâriç bütün Anadolu.
Kullanıldığı yerler: Bitkinin tohumları ve kazik kökleri (havuç) kullanılır. Tohumlar eterik yağ ihtiva eder ki, bu da geraniol elde etmekte kullanilabilir. Ayrica konserve ve parfümeri sanâyiinde kullanılır. Kültür kök meyveler likopin, karotin provitamin A, B1, B2, C vitaminleri, % 7 oraninda şeker, % 29 kadar fosfor ve mâdenî tuzlar ihtiva eder. Bu kök meyveler ham madde olarak karotin elde etmede, gida olarak tâze ve tursu hâlinde kullanılır. Provitamin A, vücutta vitamin A hâline geçer. Vitamin A, hastaliklara karsi mukâvemet kazandiran, göz ve cilt hastaliklarini önleyen çok faydali bir maddedir. Tâze havuç, günes yaniklari vakalarinda lapa hâlinde kullanılır. Havuç unu ve suyu çocuklarin beslenmesinde çok faydalıdır.
Hayit:
(Ayit / Vitex agnus-castus / Agnus castus / Petit poivre) Mineçiçegigiller familyasindan, Bati ve Güney Anadolu'da yasayan bir agaççiktir. Temmuz aylarında mor renkli çiçekleri açar. Dallari ve yapraklarında, uçucu ve sabit yağ, tanen, sineol, şekerler, kristalize maddeler ve glikozit vardır.
Kullanıldığı yerler: Idrar söktürür. Sancilari keser. Aybasi kanamalarini düzenler. Anne sütünü artırır. Hazimsizligi giderir. Karin ağrısi ve ishali keser. Ayak sislerini indirir. Akrep ve ari sokmalarinda kullanılır.
Helvacıkabagı: (Kestanekabagi / Cucubirta maxima / Winter squesh / Potiron) Gövdeleri silindir biçiminde, yaprakları böbrek şeklinde ve tüylüdür. Meyveleri basik küremsi, saplı, ince kabukludur. Pisirildiginde kabukları yumusar ve zar gibi soyulur. kırmızı etli kisminda şekerli ve nisastali maddeler vardır. Yemegi ve tatlisi yapılır.
Kullanıldığı yerler: Her iki türün tibbî olarak kurutulmus tohumları kullanılır. tohumlarında sâbit yağ ve peporesin vardır. tohumları (çekirdekleri) tenya ve kurt düşürücü olarak bilhassa çocuklarda kullanilmaktadır. Tohumlar dis kabuklarından ayrilarak dövülür, şekerle karistirilarak verilebilir. Ortalama doz çocuklarda 40 gr büyüklerde takriben 100 gr’dir. Kabak çok besleyici özelliktedir C ve B1 vitamini ihtiva eder. Pisirilen etli kismi yiyecekten baska çiban ve sis yerlere lapa olarak da tatbik edilir.
Hurma:
(Dattelpalme / Dattier / Date palm / Phoneix dactyfera / Datte) Insanoglunun yetiştirdigi en eski bitki çesitlerinden biridir. Bâbil’in en eski yerlileri Sümerler hurmayi en azindan 5000 sene önce ilk defâ yetiştirmislerdir. Kuzey Afrika ve Orta Dogu bölgelerinin ekonomisinde çok eskiden beri büyük bir rol oynar. Amerika’ya Ispanyollar tarafindan 19. yüzyilin baslarinda getirilmis ve Meksika civârinda yetiştirilmistir. Ilk defâ Basra Körfezinde yetiştirildigi tahmin edilen hurma bitkisi yaklasik 18-24 m boyundadir. yapraklarınin bir kismi yere dogru sarkar ve bir kismi da yukari dogrudur. yapraklarınin uzunluklari 6 m civârindadir. Gövdeleri diktir. Tabanindan birçok sürgün verir. Yelpâze olan yapraklarınin büyükleri tepede toplanmistir. Çiçekleri ekseriyâ tek cinslidir. başak tipindeki çiçekleri “spata” adi verilen büyük yapraklarla çevrelenmistir. Gövdesinde yapraklar genellikle toplu olarak bulunur. Küçük sarı çiçekleri toplu hâlde açarlar. farklı cinsiyetli çiçekler ayri agaçlarda yetişir. dişi çiçekler zamanla tek tohumlu meyvelere dönüsürler. Meyveleri sarımsı kahve renkli, dis kabuk sarımsıdir. Orta kısım etli ve şeker bakımından zengindir. Tohum silindirik, sert ve bir yüzü boyuncaderin olukludur.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Memleketimizde Phoenix dectylifera türü örnekleri azdir. Buna karsilik Phoenix canariensis daha çok yetiştirilmektedir. Gövde tabaninda sürgünler vermesi ve tohumların daha kisa ve siskin olusu ile ayirt edilir. Bati ve Güney Anadolu ve Akdeniz bölgesinde yetiştirilmektedir. Memleketimizde yetişenlerin hurma meyvelerinin gıda bakımından önemi yoktur, daha çok gölge verici olarak kullanılır.
Kullanıldığı yerler: Hurmanin meyvesi tatli ve besleyicidir. Yaklasik % 20 nem ihtivâ eden tâze hurmalarda % 60-65 şeker ve % 2 protein vardır. Kurumus hurmalarda şeker orani % 75-85 civârindadir. Bir diger hurma çesidi olan Phoemx sylvestris’ten hurma şekeri elde edilir. Ayrica, bedeni ve zihni gelismeyi sağlar. Kansere karsi koruyucu oldugu bilinir. Bogaz ağrısini keser. Bronsit, öksürük ve soguk alginligi sikayetlerini giderir. Kemik hastaliklarinda faydalıdır.
Ihlamur:
(Linde / Tilleul / Linden tree / Linder tree / Tilia / Tilia silvestris / Linden) Haziran-agustos ayları arasında beyazimsi-sarı renkli, hos kokulu çiçekler açan, yüksek boylu agaçtir. Genellikle ormanlarda tabiî olarak bulunursa da, süs agaci olarak park ve bahçelerde de yetiştirilmektedir. yaprakları saplı, ucu sivri, kenarlari dişli, taban kısımlari kalp biçiminde, üst yüzü yeşil, alt yüzü beyazimsi yeşil ve tüylüdür. Çiçekler, en az üçü bir arada olmak üzere sarkık durumlar teşkil eder. Çiçek örtüsü kayik şeklinde, sarımsı-yeşil renktedir. Meyveleri küre şekilli ve tek tohumludur.Ihlamur agaci filizden iyi büyür. Azami bir sene yasar.
Ihlamurun, kis ihlamuru (T. cordata), yaz ihlamuru (T. platyphyllos), kırmızı ihlamur (T. rubra) ve gümüsî ihlamur (T. tomentosa) gibi türleri bulunmaktadır.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Marmara ve Karadeniz bölgesi.
Kullanıldığı yerler: Güzel kokulu çiçeklerinden dolayi ve bir gölge agaci olarak yetiştirilir. Ihlamur çiçegi yatıştırıcı, idrar verici, gögüs yumuşatıcı ve balgam söktürücü olarak çay halinde kullanılır.Ihlamur çiçegi banyosunun da yatıştırıcı bir özelligi vardır. Balla karistirilip içilirse mide ülserine faydalıdır. Kan dolasimini düzenler.
Isırgan:
(Brennessel / Ortie / Nettle / Urtica membranacca / Urtica urenus / Urtica diocia) Mayis-agustos ayları arasında çiçek açan, 20-100 cm boyunda, virânelik, yol kenarlari ve duvar diplerinde bulunan bir senelik tek evcikli otsu bir bitkidir.Gövdeleri dik, 4 kösemsi, basit veya tabandan îtibâren dallanmıştir. Üzerinde yakici tüyleri bulunur.Yapraklar saplı, oval şekilli ve dişli kenarli, üst tarafi koyu yeşil renkli ve parlak olup, yakici tüylerle kaplidir. Erkek ve dişi çiçekler bir arada olmak üzere yaprakların koltugunda uzunca saplı küçük durumlar teşkil ederler.Çiçek örtüsü 4 parçalıdır.Meyveleri esmer renkte ve findiksidir.Tohum, yağ ihtiva eden bir besi dokuya sahiptir.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Hemen hemen bütün Anadolu.
Kullanıldığı yerler: Tâze ve güneste kurutulmus dallari kullanılır.yapraklarında formik asit ve nitratlar bulunmaktadır. Bu bitkinin yakici tüylerinde formik asit bulundugu birçok yerlerde kayitli ise de tüylerin tasidigi usarede asetilkolin ve histamin vardır. Eskiden romatizma ve siyatıkte kullanılırdi. yapraklarından hazirlanan infüzyon saç dökülmesine karsi tatbik edilir. Köklerinden sarı renkli boya elde edilmektedir. Ayrica, aybasi kanamalarini düzenler, balgam söktürür. Burun kanamasini keser. Haricen tatbik edilirse, çibanlarda faydali oldugu bilinmektedir.
Ispanak:
(Spinat / Spinach / Spinacia oleracea) Kis sebzesi olarak yetiştirilen, iki evcikli, kazik köklü, otsu bir bitkidir. Mutedil, serin rutubetli havalardan hoslanir. -5 dereceden sonra zarar görmeye baslar. Kurak ve Sıcaklik ise yapraklarıni sertlestirip tohuma kalkmasini tesvik eder. Bu sebeble ziraati sonbahar ile ilkbahar arasında yapılır. Bir sap üzerinde salkım durumunda sarımsı renkte çiçekler açar. Çiçeklerin taç yaprakları yoktur. Erkek ve dişi çiçekler ayri ayri bitkilerde bulunur. Sâyet ispanak zamaninda toplanmazsa tohuma kaçar ve kartlasir. Memleketimizde sonbaharda ekimi yapılır. Iki-üç ay içerisinde ürün alinir. Kumlu-killi ve gübreli topraklarda iyi ürün alinabilir. Dikenli ve dikensiz tohumlu iki çesidi vardır.
Dikenli ıspanak: tohumları köseli ve dikenli, yaprakları yırtmaçli, uçları ise mızrak gibidir. Kısa dayanikli (-8, -10 dereceye dayanir), lezzetlidir.
Dikensiz ıspanak: tohumları dikensiz, yuvarlakça, yaprakları genis ve yirtmaçsiz ince naziktir. En fazla ekilen bu çesittir.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Sebze olarak heryerde yetiştirilir. Anavatanı Kafkasya ve Afganistan’dir.
Kullanıldığı yerler: Içinde A,B,C,D vitaminleri vardır. Proteince de zengindir. Daha çok sebze olarak, pisirilerek veya salata hâlinde yenilir. C vitamini ve demirce zengin bir kis sebzesidir. Vücudun dayanikliligini artırır. Agiz, bogaz ve gögüs hastaliklarinda faydalıdır. Hamilelerde özellikle tavsiye edilir. Kansizligi giderir ve ruhi çöküntüyü azaltir.
Itır:
(Çobanignesi / Turnagagasi / Pelargonium odoratissimum / Geranium) Sardunyağillerden, yaprakları güzel kokulu, çiçekleri türlü renklerde bir süs bitkisidir. Kumlu topraklarda yetişir. yeşil kısımlari tüylü ve oyalidir. çoğunun çiçekleri pembe veya beyaz renktedir. Losyon yapiminda kullanılır.
Kullanıldığı yerler: Cildi güzelleştirir. Ishali keser. Bogaz ağrılarini giderir. Mide ve barsak gazlarini söktürür
Itüzümü: (Köpeküzümü / Yandiran / Solanum nigrum / Black nightshade / Morelle noire) Patlicangillerden, ormanlarda yetişen bir bitkidir. Çiçekleri beyaz, meyveleri parlak beyazdir. Meyvesi, yaprakları ve çiçekleri kullanılır. Bir uzman tavsiyesi olmadan, ev ilaçlarinda kullanilmamasi gerekir. Bir uzman tavsiyesi olmadan, ev ilaçlarinda kullanilmamasi gerekir. Tibbi tedavide sik kullanılan ve fazla alindigi zaman öldürücü bir zehir olan atropin maddesi içerir.
Kullanıldığı yerler: Romatizmal ve mafsal ağrılarini keser. Aybasi düzensizligini ve rahim hastaliklarini giderir.
Izlanda Likeni:
(Izlanda yosunu / Lichen d'Islande / Lichen Islandicus) Parmeliaceae adi verilen bir çesit yosundur. Daglarda ve ormanlardaki kayalarin üzerinde bulunur. Zeytinyeşili renginde, dantel gibi tirtili parçalar halindedir. Yaz aylarında toplanip kurutulur. Müsilajli ilaç yapiminda kullanılır. Terkibinde "Lichenin" "Dekstrolikenin" ve "Cetrarin" vardır.
Kullanıldığı yerler: Gögsü yumusatir, öksürügü keser. Barsak bozukluklarini giderir.
İğde:
(Ölweide / Olivier / Sauvage / Oleaster / Elaeagnus /) Kisin yapraklarıni döken veya dâimâ yeşil kalan, çali veya agaç hâlinde olan, çok dallanmış, dikenli veya dikensiz odunsu bitkilerin meyvesine denir. Agacinin, sürgünleri çoğunlukla dikenlidir. Tomurcuklari küçük, kisa saplıdır. Yapraklar dar, serit hâlinde ve tam kenarlidir. Yapraklar ve sürgünler gümüsî renkli tüylerle örtülmüstür. Haziranda açan çiçekler kisa salkımlar halinde sürgünlerin asagi kisminda kümeler hâlinde yer alir. Çiçeklerin dis tarafi gümüsî beyaz, iç tarafi sarı renkte olup, çok hos kokuludur. Igdenin vatanı Akdeniz bölgesidir. Kus igdesi adi verilen Eleognus angustifolia, Anadolu’nun hemen hemen her tarafinda yetişir. Bag ve bahçe kenarlarında çit bitkisi olarak da kullanılır. 7-8 m boylanabilir ve baygin kokuludur. Bu türün meyvesi makbul olmayip, kültüre alinmis olan çesidine, E. angustifolia varyete orientalis denir.
Kullanıldığı yerler: Anadolu’da bag ve bahçelerde tatli meyvelerinden dolayi meyve agaci olarak yetiştirilmektedir. Meyveleri zeytin meyvesi büyüklügünde ve sarımsı-kahve renginde olup yenilebilir. Bagirsak bozukluklarini ve agiz pasini gidermek için kullanılır.
Incir:
(Feigenbaum / Figuier / Fig tree / Yemis / Ficus caria / Figue) Mart-nisan aylarında çiçek açan, 1,5-6 m yükşekliginde, süt tasiyan iki evcikli bir agaçtir. Yabanî olarak bulunursa da, daha çok yetiştirilir. Yemis olarak da bilinir. Erkek bitkiler Ficus carica varyete caprificus (baba incir), dişi bitkiler Ficus carica varyete domestica (yenen incir) ismini alirlar. Çiçekler, çukurlasarak armut biçimini almis ve etlenmis olan çiçek tablasinin iç çeperinde toplu bir hâlde çiçek durumlarını teşkil ederler. Baba incirin çiçek durumunda çiçek tablasinin agiza yakin kısımda erkek çiçekler, daha asagi kısımlarinda ise mazi çiçegi denilen verimsiz dişi çiçekler bulunmaktadır. Yenilmekte olan incirin tozlasmasi mazi böcekleri (Blastophaga grossorum) tarafindan yapılmaktadır. Böcekler yumurtalarini mazi çiçeklerinin yumurtaliklarina birakirlar. Genç böcekler çiçek tablasini terk ederken, çiçek tablasinin agiz kismina yakin bulunan olgun erkek organ basçiklarina süründüklerinden, üzerlerindeki çiçek tozlari ile gitmis olduklari dişi bir bitkinin dişi çiçeğini dölleyebilirler. Olgunlasma esnâsinda çiçek tablasinin çeperiyle, çiçeğin taç yaprakları etlenip tatlilasarak incir denen yalanci meyve hâsil ederler. Asil meyveler esmer renkli olan sert çekirdegimsi kısımlardir. Yurdumuzda incir en çok Izmir-Aydin yöresinde yetiştirilmektedir. En meşhur ve en lezzetli incir de Izmir inciridir. Izmir incirinin dişinda şeker inciri, mor incir, Sultan Selim inciri, yediveren inciri, kavak inciri ve patlican inciri gibi çesitleri de vardır. Sultan Selim ve kavak inciri Istanbul ve çevresinde yetiştirilen mor renkli ve tatli bir incirdir. Incirin kurutulmusu da çok degerli olup, iyi bir besin kaynagidir. Kuru incirlerin de ince kabuklu ve çok tatli olan “sarı lop” ve kalın kabuklu hafif yeşilimsi “gök lop” gibi çesitleri vardır.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Ege veAkdeniz bölgesi.
Kullanıldığı yerler: Incir meyvelerinde şeker, organik asitler, sâbit yağ ve vitaminler (A,B,C) vardır. Meyveleri gerek yas olarak gerek kuru olarak yenmektedir. Kuru meyveler balgam söktürücü olarak, yumuşatıcı olarak kullanılır. Halk arasında sütle kaynatilan incir ses kisikligina karsi kullanılır. Incir, kalbe ferahlik verir. Kuluncu ve sindirim organi sancilarini giderir. Ayrica, yas dallari kirildiginda akan sütümsü beyaz sivi, nasir ve sigillere sürülürse tedavi eder.
Mandalina:
(Mandarin / Tangerine / Mandarine) Partakaldan daha küçük, toparlak veya yassi, sarı-turuncu renkli, usaresi tatli, hos kokulu bir meyvedir. Mandalina kabukları portakaldan ince olup, daha kolay soyulabilir, fakat az dayanir. Memleketimizde Alanya-Antalya-Mersin-Iskenderun (Dörtyol) ve Rize bölgesinde yetiştirilir. Fakat, Bodrum ve Mersin mandalinasi meşhurdur.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Akdeniz bölgesi, Dogu Karadeniz bölgesi.
Kullanıldığı yerler: Meyveleri şeker, organik asitler ve C vitamini ihtivâ eder. Kani temizler, sinirleri yatistirir, damarsertligi grip ve felçte faydalıdır.
Mantarlar:
(Pilz / Champignons / Fungi-mushrooms / Fütr / Fungus) Boy, biçim ve bölge bakımından büyük degisiklikler gösteren, yüzbin kadar çesidi olan bir bitkidir. Karada ve tatli sularda yasarlar.
Genel yapilari: Mantarlar genel olarak klorofilsiz ve renksiz organizmalardir. Yüksek mantarlar bâzi renk maddelerini ihtivâ edebilirler. şekil bakımından en ilkelleri çiplak ve amipsidir. Digerlerinde kitinden yapilmis bir çeper vardır ve çesitli şekiller gösterirler. Bir kismi tek hücrelidir. Bir kismi ise tek veya çok hücreden yapilmis basit veya dallanmış ipliksi gövdeye sâhiptir. Mantar ipliklerine hif, bu hiflerin teşkil ettigi topluluga da misel veya miselyum denir.
Metabolizma: Mantarlar saprofit (çürükçül) veya parazit olarak yasayan heterotrof (dis beslek) organizmalardir. Yedek besin olarak glikojen ve yağ meydana gelir, nisasta yoktur.
Yayilislari: Mantarlar tabiatta çok yaygin bulunurlar. Dünyâ üzerinde 60.000 kadar mantar çesidi vardır. Tatli sularda ve karada, nâdiren denizlerde yasarlar. Bir kismi insan, hayvan ve bitkiler üzerinde parazit olarak yasayip hastalik meydana getirirler. Toprakta bulunan diger bir kısım mantarlar da organik maddelerin parçalanmasinda rol oynayarak bitkilerin beslenmesine yardim ederler. Bunun yaninda birçok besinin bozulmasina da sebep olurlar. Karada yasayan yüksek mantarlarin çoğu “mantar” adi altında bilinir, sapkali olan bir kismi yenir, bir kismi ise zehirli olup, önemli zehirlenmelere yol açar. Bâzi mantarlar da mavi-yeşil veya yeşil suyosunlari ile birlikte likenleri meydana getirirler.
Üreme: Mantarlar sporlanma ile eseysiz veya eseyli olarak üreyebilirler. Mantar miselleri uygun çevre sartlarinda çesitli şekillerde sporlari meydana getirirler. Olgunlasan sporlar fertten ayrilarak serbest hâle geçer ve çimlenerek kendi türüne has mantari meydana getirir. Mantar sporlari, degisen çevre sartlarina karsi çok dayaniklidirlar. Bu sebeple tabiatta uzun süre canli kalabilirler. Mantarlarin şekil ve büyüklükleri türlere göre degisir. Esemli üremeleri, farklı esemlere âit sporlarin birlesmesi ile olur.
Bazidli mantarlar: Bu sinifta da bitkilerde hastalik meydana getiren mantarlarla, yenebilen ve insanlar için çok zehirli olan mantarlar bulunmaktadır. Mantar miselleri çok hücreli olup, tomurcuklanma sûretiyle spor meydana getirirler. Bugdaygillerde karapas, rastik, sürme gibi hastalik yapan mantarlar bu sinifta olup, bitkileri tahrip ederler. Bu grubun en önemli mantarlari karada ve bilhassa ormanlarda yasayan sapkali mantarlardir. Sampiyon, kuzu kulağı gibi mantarlar, yenebilen kiymetli mantarlardir. Sinek mantari(Amanita muscaria) gibi bir kısım mantarlar ise çok zehirlidir. Meselâ sinek mantari zehirli alkaloitler taşır. Mantar yendikten bir kaç dakika veya bir kaç saat sonra zehirlenme belirtileri görülür. Mantarda bulunan alkaloitler sinir sistemine etki yaptigindan, hastanin kalp hareketleri, nabzi yavaslar, bulanti, kusma, terleme, salya akmasi ve gözyasi, sulu ishal ve delilige yakin bir sarhosluk görülür. Hasta deli gibi her seyi söyler. Mîde, barsak, Karaciğer ve böbrekler çok zarar görür. Hastada su ve elektrolit dengesi bozulur, idrar çok azalir. Eger mantar çok yenmisse hasta zamanla agirlasir ve ölür. Eger zehirlenme erken anlasilirsa, ilk yardim olarak ilik tuzlu su içirilir, kusturulur ve birkaç defâ tekrarla mîdesi yıkanırsa hasta kurtulabilir. Ilk yardimdan sonra hastâneye kaldırılıp atropin tedâvîsi yapılır, serum verilir. Hastaya aktif kömür, toz kahve, çay ve bir pürgatif verilir. Ilk günlerde karbonhidratça zengin, proteince fakir yiyecekler verilir. Hastaya hiçbir zaman alkol verilmez. Bâzan 1-2 mantar ergin bir insani bir günde öldürmeye yeterli olabilir. Her yil mantar zehirlenmesinden olan ölümlerin büyük bir kismi bu amanita grubu mantarlardan ileri gelir. Zehir maddeleri, mantari kurutmak, kaynatmak ve kizartmakla kaybolmaz. Zehirli ve yenen mantar arasındaki ayrintiyi kesin olarak kolayca ayirt edebilecek bir metod yoktur. Kirdan toplanan mantarlarin yenebilmesi için mantarin çok iyi taninmasi gerekir. Aksi hâlde yenmemelidir. Kültür mantarlari tercih edilmelidir. Mantar toplamak, yetiştirmek özel bilgi ve tecrübeyi gerektirir. Çünkü zehirsizler yanindaki tek zehirli mantarin birlikte pismesi, hepsine bulasmasi demek olacagindan çok dikkatli davranilmalidir. Halk arasındaki yaygin olan, zehirli mantarin herhangi bir gümüs esyâyi kararttigi görüsü tamâmen yanlistir. Zehirli mantarlar genellikle renk ve şekil bakımından çok ilgi çekici olurlar. Mantarlarin zehirli olup, olmadiklarini bâzi belirtilerinden anlama imkâni varsa da toplarken çok dikkatli davranmak gerekmektedir. Zîrâ bir anlik dalginlik, yiyen kimsenin zehirlenmesi demektir. Mantarlarin garip dünyâlari henüz ilmî açiklik kazanamamistir. Meselâ; bâzi mantarlar, hemen hemen alti metre çapinda el ile dikilmis görünümünü uyandiran bir dâire içinde yetişmektedir. Bir çesit mantar da bitkileri bir yüzük gibi sararak buralarin yirtilip, kalbur gibi delinmesine ve sanki içlerinde isik yaniyor şeklini vermesine sebep olmaktadır. Coprinus mantarinin olgunlastiktan sonra renginin siyaha döndügü ve sulanarak mürekkep hâlini aldigi söylenmekte, bir çesit yuvarlak iplik gibi uzun Myclia mantarinin da ona hafifçe dokunan bir solucani bir uzanti ile hemen yakalayarak içinde hazmetmesi, enteresan olaylar arasında yer almaktadır. Bâzi tür mantarlar insanlarda garip tesirler yapar. Meselâ; Meksika’nin islak otlu kesimlerinde yetişen Pslocybe mantari, yenildiginde insanin garip seyler görmesine sebep olur. Bilhassa kizilderililer, dînî âyinlerinde bundan yiyerek güzellik, tazelik ve bilginin sirlarina sâhip olacaklarina inanirlar. Mantarin pekçok çesitleri olmasina ragmen, bunlarin arasından ancak bir iki tânesi yenmektedir. Dünyânin en çok mantar yiyen ülkesi, Fransa’dir. Kisi basina düsen yıllık mantar orani 16 kg’i bulmaktadır. ABD ve Avrupa’da en çok yenen Agaricus bisporus, Güney Asya’da Volvariella volvacea, Japonya’da ve Çin’de Lentinus edodes baslica yenen mantar çesitleridir.
Yurdumuzdaki bâzi mantarlar:
çayır mantari: Zehirli türü de olan bu mantara dikkat etmek gerekir. Semsiye şeklinde, kir ve çayırlarda yetişen bu mantar, açik kahverenklidir.
Seytan mantari: Kesildiginde önce kırmızı, sonra mâvi olan bu mantar oldukça zehirli bir türdür. Sapi karinli ve sarıdir. altında koyu kırmızı karisik çizgiler vardır.
Kuzu mantari: çoğunlukla zehirsizler sinifina giren kuzu mantari, uzun külah biçimli, sarı ve koyu renklidir.
Mercan mantari: Üzerlerinde beyaz, sarı, pembe tomurcuklari olan bu mantarin parmak biçimli çikintilari vardır ve zehirsizdir.
Kurt mantari: Zehirli mantarlar sinifindan olan bu tür, beyaz sert dügme görünüsünde olup, akarsu ve yol kenarlarında yetişmektedir.
Mantar, pisirildigi gün hemen yenilmelidir. Mantari pisirmek için bilhassa emaye, ateşe dayanikli cam veya porselen kaplar kullanilmali, mantar kesinlikle alüminyum tencerede pisirilmemelidir. Pisirilecek mantarlari çok iyi temizlemek, basindaki yapiskan deriyi çekip çikardiktan sonra sapini keskin biçakla kazimak gerekir. Bol suda yikanan mantarlar, bir peçete üzerine birbirinden ayri duracak şekilde siralanip, iyice süzülmesi beklenir. Daha sonra ince ince dograyarak pisirmelidir. Mantari pisirirken tadınin kaybolmamasi için yalnizca tuz, karabiber ve kiyilmis tâze maydanoz konulur.
Kullanıldığı yerler: Mantar etin yerini tutar. Protegin degeri etten daha fazladir. Yorgunlugu giderir. düşünme ve ögrenme yetenegini gelistirir. Kansizligi giderir. Bedenin gelismesine yardimci olur. Romatizma ve üremi olanlar yememelidir.
Margarit:
(çayır kasimpati / Öküzgözü / Chrysanthemum leucantheum) Daglarda ve çayırlarda yetişen, güzel çiçekli bir bitkidir. Kasimpati'ya benzer. Dallari ufaktir. yeşil yaprakları dantela gibidir. Çiçeklerinin etrafinda beyaz yapraklar vardır. Ortasi altin sarısi renginderir. Çiçekleri yaz aylarında toplanip kurutulur.
Kullanıldığı yerler: Idrar söktürür. Terletir. Böbrek taslarının düşürülmesine yardimci olur. Karaciğer hastaliklarinda faydalıdır. Egzama gibi deri hastaliklarinda sikayetleri giderir.
Marrup:
(Marupa / Simarouba) Ikiçenekliler sinifinin, Simaroubaceae familyasindan, Amerika'da 9 türü olan bilesik, almasik yaprakli bir agaçtir. Antillerde yetişen Simarouba amara, 20 metre kadar boyunda bir agaçtir. Kabugu düz, pürüzsüz, grimsi renkte ve çok acidir. Kerestesi kiymetlidir.
Kullanıldığı yerler: ateş düşürür. Kalp hastaliklarinda faydalıdır.
Marul: (Lactuca / Lettuce / Laitue / Gartenlattich / Sommerendivie / Kopfsalat / Laitue) 30-100 cm boylarında, tüysüz, sarı renkli çiçekler açan, beyaz bir süt tasiyan iki yıllık otsu bir bitki. Kültür formlari ve degisik varyeteleri, çok eskiden beri yetiştirilmektedir. Bostan marulu olarak da bilinir.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Anadolu’nun her yerinde yetiştirilmektedir.
Kullanıldığı yerler: Sebze olarak kullanılır. Tâze yaprakları bas ağrısina karsi, süt arttırıcı, hafif müshil ve idrar arttırıcı olarak kullanılır. Marul tohumu da yatıştırıcı, hafif müshil etkiye sâhiptir. Erkeklerde özellikle ergenlik döneminde olusan asiri cinsel istekleri frenler.
Diger bir marul da yabânî marul (Lactuca serriola)dir. Aci marul, eşek marulu, yağ marulu gibi isimlerle de bilinir. Anadolu’da yaygindir. Bitkinin çiçekli dallari idrar arttırıcı, antispazmodik ve yatıştırıcı etkilere sahiptir. Kurutulmus sütü de uyuşturucu ve uyutucu etkilere sâhiptir. Anadolu’da 10 kadar marul (Lactuca) türü yayılmış bulunmaktadır.
Maydanoz: (Petersilie / Persil / Parsley / Midenuvaz / Petroselinum sativum) Agustos-eylül ayları arasında, beyaz renkli çiçekler açan, kazik köklü, 30-100 cm boylarında, iki yıllık otsu bir bitki. Ilk yil bir yaprak rozeti, ikinci yil ise bir gövde meydana getirir. Rutubetli ve sulak toprakları sever. Gövdeleri dik, tüysüz, köseli, içi bos ve çok dallı, yaprakları saplı, parçalı ve koyu yeşil renklidir. Çiçekler semsiye şeklinde toplanmistir. yaprakları tüysüz, yeşilimsi, esmer renkli, armut şeklinde ve özel kokuludur.
Kullanıldığı yerler: Kökü ve yaprakları kullanılır. Yapraklarda uçucu yağ ve glikozit, köklerinde ise uçucu yağ, şeker, müsilaj ve glikozit vardır. Yapraklar vitamin (A,C,K) bakımından zengindir. Yapraklar idrar söktürücü olarak kullanılır. Ayrica, Iltihapli yaralarin iyilesmesine yardim eder. aybasi sancilarini keser. Yüksek tansiyonu düşürür. Kansizligi giderir. Mide ve barsaklarda gaz birikmesini önler. Cinsel istekleri artırıcı (Afrodizyak) özelligi vardır. Görme gücünü artırır. Kök de ayni özelliklere sâhiptir. Tâze yapraklar, papagan ve diger kuslar için tehlikelidir.
Mazı:
(Thuja / Arborvitae / Thuya / Noix da gelle) Servigiller familyasindan, pul yaprakli, daima yeşil, agaç veya agaççik halinde bulunan bir bitki cinsidir. Halk hekimliginde yaprakları ve kozalagi kullanılır.
Kullanıldığı yerler: yaprakları sigilleri yok etmekte kullanılır. Kozalagindan barsak kurdu düşürücü ilaç yapılır. Gebe kalmayi önlemek için kullanılır. Bazi zehirlenmelerde panzehir olarak kullanıldığı bilinir. Basur memelerinde de faydalıdır.
Melissa: (Ogulotu / Melisse / Mélisse / Lemon balm / Melissa officinalis) Haziran-agustos ayları arasında beyazimsi pembe veya sarımsı renkli çiçekler açan, yol kenarlarında ve ekilmemis yerlerde rastlanan, limon kokulu, 30-100 cm boylarında, çok yıllık otsu bitkiler. Gövdeleri dört köseli ve tüylü, yaprakları saplı, oval şekilli ve incedir. Çiçekler, birkaçi birarada, saplı ve çevrel durumdadir. Bazi bölgelerde Melissa bitkisi, Ogulotu olarak da bilinir.
Kullanıldığı yerler: yapraklarında tanen, reçine ve uçucu yağ vardır. Uçucu yağinda sitral, sitronellal, geraniol ve lineol vardır. Yapraklar yatıştırıcı, mîdevî, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik etkilere sâhiptir. Huzursuzluk ve sıkıntılari giderir. Hafiza zayıfligina faydalıdır. Basdönmesi ve kulak çinlamasi gibi sikayetleri keser. Hazimsizlik, basağrısi ve migrende de faydalıdır. Daha çok çay hâlinde kullanılır.
Menekşe:
(Veilchen / Violette / Violet / Benefse) yaprakları kulakçikli ve kulakçiklari bitkinin yaprakları şeklinde, hatta daha büyük olarak gelismis, tek veya çok yıllık bitkiler, Çiçekler tek, çanak yaprakları arkaya kivrik, alt taç yaprağı mahmuzludur. Familya (Violaceae) karakterlerini taşır. Dünyâ üzerinde 500 kadar türü bulunur. Türkiye’de 21 tür, yabanî olarak yetişir. Menekse tibbî olarak veya süs bitkisi olarak kullanılır. Memleketimizde en çok taninan, Hercaî menekse (Viola tricolor) ve kokulu menekse (Viola odorata) dir.
Kokulu menekse (V. odorata): Mart-mayis ayları arasında, koyu mor renkli ve güzel kokulu çiçekler açan, 10-30 cm yükşekliginde, çok yıllık otsu bir bitki. Bitkinin yaprakları uzun saplı ve kalp şeklindedir. Anadolu’da nâdir olarak bulunur. Süs bitkisi olarak yetiştirilir.
Kullanıldığı yerler: Kokulu meneksenin çiçeklerinin terletici ve balgam söktürücü etkisi vardır. yaprakları yumuşatıcı ve idrar söktürücü kökleri ise ishal etkilidir.
Hercaî menekse (V.tricolor): Mayis-eylül ayları arasında, açik sarı veya mavimsi renklerde çiçekler açan, 10-30 cm boylarında, bir yıllık otsu bitkiler. Anadolu’da yabânî olarak yetiştiği gibi süs bitkisi olarak da yetiştirilir. Bitkinin çiçekli dallari idrar söktürücü bâzi deri hastaliklarinda kan temizleyici olarak ve romatizmaya karsi kullanılır.
Mersin:
(Myrte / Myrte / Myrtle / As / Asmar / Siçankulağı otu / Myrtus) Mayis-haziran ayları arasında, beyaz renkli çiçekler açan, 1-3 m boylarında, kisin yapraklarıni dökmeyen, güzel kokulu agaççik. Yapraklar kisa saplı ve karsilikli, yeşil renkli, derimsi, oval şekilli ve üzerinde salgi guddeleri (bezleri) bulunur. Çiçekler uzun saplı olup, tek olarak her bir yaprağın koltugunda bulunur. Meyveleri nohut büyüklügünde, morumsu siyah renkte ve çok tohumludur.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Karadeniz, Ege ve Akdeniz bölgeleri.
Kullanıldığı yerler: Bitkinin yaprakları, çiçekli dallari ve yapraklarından elde edilen uçucu yağ (Mersin esansi) kullanılır. Yaprak ve meyveler kabız, mikrop öldürücü, iştah açıcı, kan dindirici, antiseptik ve hâricen yara iyi edici olarak kullanılır. Tâze yapraklarından, su buhari distilasyonu ile Mersin esansi elde edilir. Bu esans renksiz, akici, özel kokulu ve yakici lezzetlidir. Takriben 100 kg yapraktan 300 gr esans elde edilir. Mirtenol, sineol ve terpenler ihtivâ ederler. gıda ve parfümeri sanâyiinde kullanılan önemli bir ilkel maddedir. Memleketimizde şeker hastaligina karsi da (günde 10 damla) kullanılır. Mersin meyveleri uçucu yağ, tanen, şekerler ve organik asitler ihtivâ eder. Bu meyveler yemis olarak, kabızlik giderici ve antiseptik olarak kullanılır
Mercimek:
(Linse / Lentille / Lentil / Lens / Lens esculenta / Ervumlens / Lentille comestible) 20-70 cm boylarında, yumusak ve ince gövdeli, disk şeklinde meyveleri olan, tek yıllık otsu bir sebze bitkisi. Mercimeğin zayıf ve ince bir kök sistemi olup, kökü derinlere inmez. Gövdeleri nârin olup, dallanır ve bu dallanma yan dallarda da devam eder. Bundan dolayidir ki ana gövde pek belirgin değildir. Gövdeleri dik olup, tüylüdür. Yapraklar bilesik yapraklar şeklinde olup, yaprak sapinin uç kismi incelmis ve sülük şeklini almistir. Yaprakçiklar elips şeklinde olup, kenarlari düzgündür. Çiçekler yaprak koltuklarından çikar. Meyveleri legümen (bakla) tipinde olup, badir adini alan sarımtrak esmer renkteki siskin torbalarda gelisir. Torba içindeki tâneler, mercimek adini alir. şekil îtibâriyle mercimek tâneleri yassi, 0,5 cm çapindaki disk biçimindedirler.
Büyüklük, şekil ve renklerine göre isim alirlar: Sultan mercimek, yeşil mercimek, kırmızı mercimek gibi.
Türkiye’de yetiştiği yerler: Güney Anadolu, Ege, Marmara bölgesinde yetiştirilir.
Kullanıldığı yerler: Terkibinde B vitaminleri ve fosfor vardır. Beden ve zihin gücünü artırır. Sinirleri kuvvetlendirir. Barsaklara yumusaklik verir. Sinir zafiyetinde faydalıdır. Kan yapar. Anne sütünü artırır. Özellikle kis aylarında, bol baharatli çorba şeklinde yenilmesi tavsiye edilir.