Suggur Kampı'nda yaşayan afetzedeler, düne kadar hayvan otlattıkları yerde tuttukları balıkları yiyeyek hayatta kalıyor. Yardım ulaşmadığı için karanlığa mahkûmlar. Tek su kaynakları ise sel suyu...
Selin vurduğu Pakistan'da muson
yağmurlarından en çok etkilenen bölgelerden biri olan Pencap'a bağlı
Suggur Kampı'ndayız. Uzun zamandır kendilerine yardım elinin uzanmasını
bekleyen Suggurlular, hiç gece olmasın istiyor. Çünkü mumları dahi yok.
Ay ışığında ya da çevreden topladıkları odunları yakarak
aydınlanıyorlar.
SADECE SÜT İÇİYORLAR
İndus Nehri'nde yaşanan taşkın sonucu evleri su altında kalan çok
sayıda Suggurlu, telef olmaktan kurtarılan hayvanlarıyla birlikte bir
tepede yaşıyor. Selde Pakistan Ordusu tarafından botlarla kurtarılan
halk, bölgelerinden tahliye edilmelerine karşı çıktıkları için toplama
kampları yerine çadırlarda kalıyor. Yardımların toplandığı ana
merkezlere uzak oldukları için yerel otorite ve uluslararası örgütlerin
yardımlardan mahrum kalmışlar. Halkın bir bölümü, hâlâ ordunun ilk
günlerde helikopterlerden attığı gıda yardımlarıyla idare ediyor. Bir
bölümü de sadece inek sütüyle besleniyor. Ancak en çok tükettikleri gıda
balık... Zira sel sularıyla adeta bir göle dönen bölgelerde yaşayanlar
bol bol balık avlıyorlar. Çok değil, bir kaç ay önce büyük ve küçükbaş
hayvanları otlattıkları alanlara, şimdi ağ ve olta atıp günlük
yiyeceğini çıkarmaya çalışıyorlar. Kamptakilere gece gündüz hiç durmadan
balık tutmaya çalışan selzedelerden biri de Ali Tahad. Tahad, "Daha
önceden burada hayvan otlatıyordum. Şimdi balık tutmaya çalışıyorum. Ama
pek başarılı değilim. Bugüne kadar hiç balık tutmamıştım" diyor.
SADECE BİR KIZI KURTULDU
Yaşadığı selde eşini ve çocuklarını kaybeden ve hayatta kalan 1.5
yaşındaki tek kızına bakan Fiyaz Abdunaj ise, "Selde sadece kızımı
kurtarabildim. Eşim ve iki çocuğum sel sularına kapıldı" diyor
gözyaşları içinde. Kızını kampta telef olmaktan kurtulan ineklerinden
elde ettiği sütle doyuruyor. Kızı İndu'yu hiç kucağından indirmeyen
Valin Asima ise "Eşim kızıma balık tutmaya gitti. Kaç gündür yok" diye
konuşurken endişesi gözlerinden okunuyor. Eşi Vahid Bahşi'yi sele
kaptıran Vidu Bahşi ise kızı Şafi ve torunu Ameyi ile birlikte acılarını
paylaşıyor. Hâlâ sulara kapılan babalarının bir gün çıkıp geleceği
umudunu taşıyorlar.
'ŞU HALİMİZE BAK'
Kampta barınan ancak çadırı olmayan Nazer Hüseyin, kendisi gibi çadırı
olmayan arkadaşlarıyla birlikte su dibinde yaşadıklarını ve balık
tuttuklarını anlatırken, Menar Hüseyin ise su ihtiyaçlarını sel suyundan
karşıladıklarını belirtiyor. Orucunu selden temin ettikleri suyla açan
Şehzad Ahmed, çok zor şartlarda yaşadıklarını belirterek "Hastalanmaktan
çok korkuyorum. Bir süre önce tahıl yardımı yapmışlardı. Tahıldan çorba
yapıp içiyoruz. Ama karnımız doymuyor" diyor. Kampta yaşayanlar için
odunla yakılan ateşte ekmek pişiren 5 çocuk annesi Amira Mai ise selin
nasıl geldiğini şu sözlerle anlatıyor; "Evdeydim. Sahur için kalktım.
Birdenbire su geldi. Boyumu geçiyordu. Olduğum yerde kaldım. Sabah
askerler bizi botlarla kurtardı. Ama keşke kurtarmasalardı. Şu halimize
bak." Bölgede suların çekilmesiyle, ölü sayısının artamasından
korkuluyor.















