Alınan sebze ve meyveler aşırı ilaç ve kimyasal gübre ile yetiştirilmiş ve çoğu da lezzetsiz. Köylülerimizin bir kısmı tehlikenin farkında ve sade kendileri için tarımsal ilaçsız ve kimyasal gübresiz sebze, meyve yetiştiriyorlar. Satmak için ise şirket tohumları ile zehirli tarım yapmaktalar. Çoğu için ise, ilaçların zararlı kabul edilmesi için hemen öldürmesi veya hasta etmesi gerekiyor. “İlacı atıyorum. Bir şey olmuyorum” diyen çok köylü gördüm. Kentlilerimiz ise yıllardır hormona kafayı taktılar, çok daha zararlı olan tarım ilaçları konusunda ise duyarlılık çok az.
Bu sıkı örülmüş imparatorluğun çok yönleri var şüphesiz. Ancak hayal gücü, umut ve bilgiye dayalı mücadele ile bu koşullardan adım adım kurtulmak mümkün. Hâlbuki köylülerimiz dâhil herkese umutsuzluk aşılayanlar tümen tümen. Köylerde de size bazı sorunların nasıl çözüleceğini değil de neden çözümlemeyeceğini anlatmaya hevesli çok insan var. Bazı köylerde üreticileri yerel tohumlara sahip çıkmaları ve şimdilik hiç olmaz ise kendileri için yerel çeşitlerle sebze, meyve üretmeleri için teşvik ediyoruz. Yerel çeşitlerle çoğu zaman hiç tarım ilacı ve kimyasal gübre kullanmadan ürün üretmek mümkün. Ayrıca lezzetleri de şahane. Tarım ilaçlarının yol açmadığı hastalık yok gibi. Kanserin patlama yaptığı köylülerin de katıldığı bir saptama. Ancak bunda tarımsal ilaç ve kimyasal gübrelerin payı konusunda bilgiler çok zayıf.
Birkaç köylü önerilerimiz karşısında “bunlar hayal” dediler. Lezzetsiz ve zararlı ürünler ve kanser gerçeği ise onlar için sanki kaçınılmaz bir yazgı, kader. Bu arkadaşlara geçen gün bir yerde okuduğum şu sözü hatırlatmak isterim:
“Hayal gücünden yoksun olanlar, yoksun oldukları şeyleri hayal edemezler”















